İş Yaşamı ve Kalp Sağlığı - Medical Park Kardiyoloji Kliniği

İş Yaşamı ve Kalp Sağlığı

iş yaşamı ve kalp sağlığı

Uzun süreli çalışmayla birlikte uykusuzluk, insan vücudunda biyolojik ve kimyasal düzensizliklere yol açıyor ve kalp hastalıklarına neden oluyor. Küreselleşmeyle birlikte rekabet ortamının de artmasıyla insanların çoğu bu sağlıksız duruma boyun eğiyor. İşsiz kalma kaygısının yarattığı güvensizlik ortamı, yatırımcının fazla mesai isteğine hayır demeyi güçleştiriyor. Uzun süreli çalışma ile özel yaşam ve hobilerin ertelenmesine neden olmaktan başka uyku süresini de kısaltıyor, kalitesini bozuyor, en önemlisi de sağlığı tehdit ediyor!

2002 yılında Japonya’da yapılan bir araştırmada haftada 60 saatten fazla çalışanların kalp krizi geçirme riskinin, 40 saatten fazla çalışmayanlara göre iki kat arttığını ortaya koymuştur. Kalp hastalığı riski uykusuzlukla da yakından ilişkiliydi. Beş saatten az uyuyanlarda kalp krizi yaklaşık 3 kat daha fazlaydı. Araştırmada fazla çalışmanın ve uykusuzluğun yarattığı riskin, bilinen diğer risk faktörlerinden (sigara içme, kolesterol yüksekliği, şeker hastalığı, hipertansiyon, genetik) bağımsız olduğunu gösterdi. Uzun çalışmanın yarattığı gerginliğin yanında aile ve arkadaşlarla geçirilecek veya rahatlayacak zaman kalmadığından gergin olarak yatılınca uyku düzenin bozulduğu da bir gerçek. Bu olumsuz etkilerle, zamanla kalp ve damarları sinsice tahrip ettiği düşünülüyor.

Stres, Hareketsiz Yaşantı, Düzensiz Beslenme

İş dünyasından kaygı ve stres birlikte yaşanabiliyor. Aşırı stresle birlikte, düzensiz beslenme ve hareketsizlik birçok riski de beraberinde getiriyor. Kilo fazlalığı, kan yağları yüksekliği, şeker metabolizması bozukluğu, hipertansiyon gelişmesi ile sonuçta kalp damar hastalıkları ortaya çıkıyor. Yapılan araştırmalar gerilim ile kalp rahatsızlığı arasında doğrudan bir ilişki olduğunu ortaya çıkarmıştır. Kan basıncı 150/100 mmHg olan 35 yaşındaki bir kişinin yaşam süresi, kan basıncı 120/80 mmHg olan aynı yaştaki kişiye oranla 16.5 yıl daha kısadır.

En önemli sorunlardan biri de hareketsiz yaşantılardır. Uzun süreli iş günleri, toplantılar, telefon ve internetle işlerini halletmeleri ve sıkça yapılan seyahatler, bir egzersiz programını düzenli uygulamayı, hatta gün içerisinde kısa yürüyüşler yapmayı bile zorlaştırmaktadır. Günlük egzersizin azalması ile şeker hastalığı, kolesterol yüksekliği gibi risk faktörlerinin oluşması ve bunların yol açtığı kalp damar hastalıklarına yakalanma sıklığı artmaktadır.

Düzenli yıllık kontroller, işyerinde daha sağlıklı bir ortam yaratılması, stresin azaltılmasına yönelik politikaların geliştirilmesi gerekmektedir. Örneğin, karaciğer yağlanması, insülin drenci, kolesterol, trigliserid yükseklikleri basit kan tetkikleri ile tespit edilebilir. Kan basıncı basit bir ölçümle değerlendirilebilir. Kalp damar hastalıkları değerlendirmesinde kişinin şikayetleri, beslenme durumu, alışkanlıkları, hareketlilik düzeyi, yaşam tarzı doktor tarafından öğrenilir. Boy, kilo, bel çevresi, kan basıncı, kan şekeri ve kan yağları düzeyi ile kişinin kalp hastalıkları riski belirlenir. Gerekirse daha ileri tetkikler doktor tarafından belirlenir.

Bilinen bir kalp hastalığı olan, kalp krizi geçirmiş, stent ya da by-pass ameliyatı olmuş olan yöneticiler, mutlaka doktor kontrolünde, kişisel kapasiteleri belirlenerek hareket etmelidir. Ve ayrıca, hastalıktan korunma adı altında önerilen tüm kurallara uymalıdırlar. Beslenme konusunda edinilen alışkanlıklar bir günde değiştirilemez. Bu konuda kişinin doğru bilgilere ulaşması, doğru uyarılar ile seçimlerini yavaş yavaş doğru yapmaya yönlendirmek için diyetisyenlerden yardım alınmalıdır.